GÖZDEN KAÇAN DEĞERLER: MAHALLE KÜLTÜRÜ, KOMŞULUK VE KENT PARKLARI
İnsan, yaratılışı gereği temel ihtiyaçlarını karşılamak için diğer insanlarla bir arada hayatını sürdürmek durumundadır. Bu gerçeğin zorunlu bir sonucu olan mahalleli olma ve komşuluk, birbirine yakın olan ve aynı çevrede yaşayan bireyler arasındaki sosyal ilişkileri ifade eder. Aynı mahallede yaşayan insanların birbirine yardım etmesi, saygı göstermesi ve dayanışma içerisinde olması bu kültürün temelini oluşturur.
Mahallemizde özellikle komşularımızla dikkat etmemiz gereken hususların başında ortak kullanım alanları gelmektedir. Bunların başında park ve bahçeler gelmektedir.
Mahallemizde bulunan parklar ailelecek dinlenebileceğimiz, çocuklarımızla birlikte güven içerisinde vakit geçirebileceğimiz en güzel alanlardır. Bu alanların temiz ve düzenli tutulması yeşil alanların korunması özenle seçilmiş güllerin, çiçeklerin ve ağaçların korunması, bu alanlardan istifade etsin etmesin tüm halkımızın ve mahallede bulunan tüm ailelerin ortak sorumluluğu olmalıdır.
Üzülerek ifade etmeliyim ki kimi vatandaşlarımız, ortak kullandığımız bu güzel alanların temizliğine yeterli hassasiyeti göstermemektedir.Bu sebepten kamu kurumlarımız ve belediyelerimizin ortak kullanım alanları ile ilgili yatırım ve hizmetleri duyarsız kişilerin yaklaşımları sebebiyle çok kısa zamanda yok olup gitmektedir. Ekilen güzel ağaçlar, oluşturulan yeşil alanlar, çocukların hoşça vakit geçirecekleri oyun ekipmanları, ailelerin yemek yiyip sohbet edebilecekleri çardak ve oturma alanları vicdansızca tahrib edilmekte, üzerileri kesici aletlerle yaralanıp kullanılamayacak hale getirilmektedir. Halbuki bizden beklenen bu olmamalıdır. Devletimiz bir sürü para harcayıp bu eserleri halkımızın istifadesine sunmuştur.
O halde bizler de yapılan bu yatırımlara sahip çıkmalı ve korumalıyız. Mahallemiz ve halkımız için yapılan bu eserleri koruyup kollamak ve onları bizden sonra gelecek insanların da istifadesine sunmak en ahlâkî ve insani görevlerimiz arasında olmalıdır.
Bir diğer dikkat etmemiz gereken husus da mahallemizde, sokağımızda hatta apartmanımızda giriş çıkış ve asansör kullanımında sessiz ve sakin olmalıyız. Geç saatlerde yüksek sesle müzik dinlemeler, uygunsuz ifadelerle konuşmalar, balkonlarda alt ve üst komşuyu huzursuz eden davranış ve hareketler, sokakta motorsikletlerin ve otomobillerin eksoz ve ses sistemlerinden kaynaklanan gürültüler toplumumuzun huzurunu olumsuz etkilemektedir.
Gece geç saatlerde; hasta olan, tedavi ve istirahate ihtiyacı olan, sabah erkenden işe yetişecek olan, yaşlı olup dinlenmeye ihtiyacı olan, gecenin sessizliğinde uykuya dalmakta zorlanan tüm komşularımızın hakkını ve hukukunu düşünüp davranışlarımızı ona göre belirlemek en temel insani bir yaklaşım olsa gerektir.
Bulunduğumuz ortak alanların huzur içerisinde daha mutlu ve yaşanabilir bir atmosferde olması için hepimizin azami gayret ve fedakarlığı göstermesi gerekmektedir. Hergün içerisinde yaşadığımız apartmanımız başta olmak üzere sokağımıza, caddemize bilhassa park ve bahçelerimize sahip çıkmalıyız. Yavrularımıza hepimizin kullandığı tüm ortak alanlarda yeşili, ağacı, çiçekleri ve kullandıkları oyuncakları koruyup kollamaları gerektiğini öğretmeli ve kendimizde buraları kullanırken onlara örnek olmalıyız.
Toplum hayatının düzeninin temellerinden biri de komşululuk ilişliklerinin insani temele dayalı olmasıdır.
Bunu sağlamanın yolunu Kuran ve Sünnet, teorik ve pratik olarak ortaya koymuştur.
Bu teori ve pratiğin temelinde Sevgili Peygamberimiz’ in (SAV)
“Sizden hiçbiriniz, kendisi için sevip istediğini kardeşi için de sevip istemedikçe (gerçek anlamda) iman etmiş olmaz.” (Buhârî, Îmân 7; Müslim, Îmân 71-72) hadis-i şerifi vardır. Bu hadis-i şerifte Sevgili Peygamberimiz (SAV) bize şunu öğretir; “Kendin için istediğin iyiliği başkası için de iste; kendin için istemediğin kötülüğü başkasına da reva görme.” Bu anlayış güzel ahlâkın, komşuluk hukukunun ve toplumsal huzurun temel esaslarından biridir.
Komşularla iyi münasebetler içinde bulunmak, söz ve davranışlarla onlara zarar vermemek îmânın bir gereğidir. Bu konuda başka bir hadis-i şerifte Sevgili Peygamberimiz (SAV):
“Allah’a ve âhiret gününe îmân eden kimse komşusunu rahatsız etmesin.” buyuruyor. (Buhârî, Rikâk 23; Müslim, Îmân, 75)
Ebû Hüreyre (RA)’nin naklettiği bir hadis-i şerife göre bir gün Efendimiz (SAV):
– “Vallâhi îmân etmiş olmaz. Vallâhi îmân etmiş olmaz. Vallâhi îmân etmiş olmaz.” buyurmuştu. Sahâbîler: “Kim îmân etmiş olmaz, yâ Resûlallah.” diye sordular.
– “Yapacağı fenalıklardan komşusu emniyette olmayan kimse!” buyurdu. (Buhârî, Edeb, 29)
Bir başka rivayette ise Efendimiz (SAV):
“Yapacağı fenalıklardan komşusu güven içinde olmayan kimse cennete giremez” buyurmuştur. (Müslim, Îmân, 73)
Bu güzel ve anlamlı ifade ile sevgili Peygamberimiz (SAV) İslam ahlakının ve toplumsal ilişkilerin temel taşlarını özetlemiştir.
Kendisi ile ve çevresi ile barışık olan insan sağlıklı bir ruh dünyası yaşıyor demektir.
Çevresi ile, komşuları ile sürtüşme ve geçimsizlik halinde olan, çevre ilişkilerinde sürekli olarak problem kaynağı olan kimseler dengeli bir hayattan mahrum olurlar.
Bir denge ve huzur dini olan İslam her tür olumsuzlukların önüne geçmek amacı ile bizlerin; çevreye, ortak kullanım alanlarına, sokağımıza, caddemize, kapımızın önüne, konu komşuluk ilişkilerine gereken ilgi ve önemi göstermemiz gerektiğini hatırlatmaktadır.
Bizler de Mü’min olarak hayatımızın her aşamasında yüce dinimizin işaret ettiği yolu kendimize yol edindiğimiz sürece hem bu dünyada hem de ahirette huzur ve mutluluk içerisinde bir hayata sahip oluruz.
HÜSREV ÖNDEGELEN
İLAHİYATÇI ARAŞTIRMACI YAZAR