BENİM VATANIM CANDIR CANÂNDIR ANADIR YÂRDIR
İnsan hayatının olmazsa olmazlarının başında hürriyet gelmektedir.
Bir insan esaret altına düşüp hürriyeti elinden alınırsa hayat artık yaşanmaz hale gelir. Bu sebeple hürriyet önemlidir. Hürriyetin yaşanacağı yerde vatandır.
Vatan sadece toprak parçası değildir. Vatan, hür yaşamak demektir. Vatan, tarihimizdir. Vatan, canımızdır. Vatan, namusumuzdur. Vatan, sevgimizdir. Vatan, uğruna kanımızı akıttığımızdır. Bu husus şu güzel mısralarda ne güzel ifade edilmektedir:
“Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır.
Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.” (Mithat Cemal Kuntay)
Yüce dinimiz vatanın müdafasına ve korunmasına çok büyük önem vermiş, vatan sevgisini imandan saymıştır. Vatanı korumak hem dinî hem de milli bir görevdir.
Efendimiz (sav) vatan sınırlarında nöbet tutmakla ilgili şöyle buyurmuştur:
“İki göze cehennem ateşi dokunmaz: Allah korkusundan ağlayan göz ve Allah yolunda nöbet bekleyerek geceleyen göz.” (Tirmizî, Fezâilü’l-cihâd,12)
Bir diğer hadislerinde Efendimiz (sav) vatanı müdafa esnasında Allah için yaralanan insanın ahiretteki durumunu şöyle tasvir etmektedir:
“Allah yolunda yaralanan bir kimse, kıyamet gününde yarasından kan akarak Allah'ın huzuruna gelir. Renk kan rengi, koku ise misk kokusudur.” (Buhari, Cihad, 10)
Vatan müdafaasından maksat, sadece sahip olunan toprakları korumak olmayıp bunun arka planındaki esas gaye; o topraklar üzerinde yaşayan insanların dinini, canını, malını, ırzını, edebini, namusunu, iffetini korumak ve milletin fertlerini hürriyet içinde yaşatmaktır.
Yüce Milletimiz bu gayeyi en güzel şekilde gerçekleştirmiş, tarihte eşine az rastlanır bir mücadele ile dört bir yandan gelen düşmanlara karşı koymuştur.
Bayrağını gönderden indirtmemiş, namusunu çiğnetmemiş, ezanını dindirtmemiş, kadınının başındaki örtüsüne el değdirtmemiş ve vatanı uğruna canını malını feda etmiştir.
Erzurum’da Nene Hatun, Kahramanmaraş’ta Sütçü İmam, ilk direniş fetvasını veren ve ilk direniş örgütünü kuran Denizli Müftüsü Ahmet Hulusi Efendi, Afyon Müftüsü Hüseyin (BAYIK) Efendi ve daha nice adları bilinmeyen vefakar erkeklerimiz ve cefakar kadınlarımız düşman işgaline karşı canla başla çalışmışlar ve vatanımızı işgalden kurtarmışlardır.
Bu topraklar bize ecdadımızın emanetidir. Bu emanet ise sonraki nesillere en güzel şekilde aktarılmalıdır. Bu emaneti aktarırken dikkat edeceğimiz en önemli husus; birlik ve beraberliğimizi pekiştirmek, fitne ve fesad şebekelerinin oyununa gelmemektir.
Rabbimizin bu konudaki mesajı bizler için rehber olmalıdır:
“Allah’a ve Resûl’üne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.” (Enfal, 8/46)
Kimden gelirse gelsin ayrılıkları bırakmalı, birlik ve beraberliğimizi sağlamlaştırmalıyız.
Yüce Rabbimiz bu konuda ne güzel buyuruyor:
“Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz.” (Al-i İmran, 3/103)
Kahraman ecdadımızın bize emanet ettiği şu aziz vatanımızı elimizden almak isteyenlere Yüce Rabbim fırsat vermesin. Milletimize birlik vatanımıza dirlik nasip etsin.
Bu cennet vatan için şehadet şerbetini içen aziz şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin makamını âli, mekanlarını cennet eylesin.
HÜSREV ÖNDEGELEN
İLAHİYATÇI ARAŞTIRMACI YAZAR